Kaynana sorunu:
Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş olmasıdır.
Böyle bir sorunu batılı literatürde bulmak çok güçtür. Ancak bizler bu sorundan
kaynaklanan soruna her gün tahmin edemeyeceğiniz sıklıkta rastlıyoruz.
Bilinen Tipik sorunlar:
Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Her şeyimize karışıyor.
Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor.
Kocam sürekli onlara harcıyor bizle ilgilenmiyor.
Her hafta sonumuzu her tatilimizi onlarla geçirmek istiyor.
Yukarıda bahsedilen sorunlar çoğunlukla evlilikle ilgili ciddi sorunlara neden
olabiliyor. Kaynanasıyla rekabet halinde ki bir kadın kocasından bu durumun
acısını farklı dolaylı yollarla çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz
konulara öfkelenme gibi ) çalışıyor. Bunu da yapamazsa öfkesini ya çocuklarından
(dayak vs) ya da kendisinden çıkarıyor olabilir (baş ağrısı,boyun, bel ağrısı,
konversif bayılmalar vs).
Yeni yaşamınızda değişen bir şey de artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması.
Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini
eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40'ı
ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdikleri görülmüş. Bu oran
kadınlarda daha da yüksek çıkmıştır.
Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri
nedeniyle bazı cinsel sorunlar da karşımıza çıkmaktadır.
En sık, evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza
çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri
sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve
cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça
karşılaşmaktayız.
Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı kasan ve bu
nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor değiliz. İlişkiye
müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise
vaginismus diyoruz.
Bu ve buna benzer cinsel içerikli aksaklıklar evlilikte eşleri dışa yöneltmekte
yani sadakatsizliğe itmektedir.Sevgiyi ve ilgiyi dışarda arayan eşler bunu bazen
zina bazende duygusal olarak aldatmaya çevirmektedir.İstatistiklere göre evli
erkeklerin %35 i eşlerini aldatmaktadır.Bu oran kadınlarda biraz daha az olmakla
birlikte azımsanacak bir rakamda değildir.Bu tür dışa açılımlar eşler arasındaki
bağı azaltmakta ,birlikteliği zorunluluğa çevirmektedir.Sadece eşe değil
çocuklara olan ilgide azalır.Özellikle duygusal aldatmalarda eşlerin yaptığı
herşey göze batar,bir beğeni eksikliği ortaya çıkarır ki buda kavgayı kaçınılmaz
kılar.
Evlilik sorunlarının başında ülkemizde özellikle ekonomik sorunlar
gelmektedir.Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun çıkma yada sorun
yaratma olasılığı ekonomik yönden güçlü bir eviliğe göre daha fazladır.Maddi
olarak sıkışan çiftler bir savunma mekanizması olarak saldırganlıklarını
birbirlerine yöneltirler.Böylece eşler arasında gerginlik ve sürekli
birbirlerine güvensizlik ve suçlamalar yaparlar.Buda evliliğin geleceğini
tehlikeye düşürür.
Evlilik içinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar çıkabilmektedir.Bunda en
büyük sebep sevgi azlığı, kurum içi demokrasi ve saygı azlığı , eşlerin depresif
düşünce modu , anlaşamamazlık , çocuk sorunları , ailelerin baskısı gibi
çeşitlilikler gösterebilmektedir.Bunlarda özellikle tarafların aileleri birçok
soruna neden olabilmektedir.Öyleki ülkemizde gelin-kaynana sürtüşmesi yıllardan
beri bir sorun yumağı olmuş sonu ölümlere varan birçok anlaşmazlık
çıkarabilmiştir.
Evlilik sorunlarında diğer önemli bir nedense eşlerden birinin özellikle erkeğin
alkol ve kumar alışkanlığıdır.Bu durumda kadın mağdur durumlara düşmekte ve
evliliğe sorunlar silsilesi oluşturmaktadır.Ancak kronik bir alkol yatkınlığı
yoksa erkeğin alkole yönelmeside yine evlilik içi bir sorundur.
Aile içi şiddet, eşe ve çocuklara uygulanması açısından büyük önem
taşımaktadır.Yine aile içi ensest ilişkiler , çocuk istismarları evlilik
sorunlarının en kirli yüzüdür.
Genellikle evlenirken kurdukları hayaller ve hayat beklentilerini evlilikte
gerçekleştiremeyen insanların evlilik yaşamları sürekli olarak sorunlu geçer ve
sonu büyük olasılıkla boşanmayla biter.Evlenmeden önceki duygusal hazırlık
süesinde birbirlerini iyice tanımadan evlenen çiftler anlaşamama gibi bir
sorunla karşı karşıya kalırlar.Evlendikten sonra iki kişilik düşünmek zorunda
kalan eşelere ağır gelen bu durum kişinin kaçınma-yaklaşma anksiyetesi
yaşamasına neden olur.
Özellikle özgürlüklerin kısıtlanması kişide içten içe bir öfke ve isyan
oluşturur.Eğer eşe duyulan sevgi bu öfke ve isyandan aşağıda kalırsa evlilikte
sorunlar baş göstermeye başlar.Bu durumdan kurtulmanın en iyi yolu eşler arası
açıklık,doğruluk ve yalınlıktır.Sorunlarını açıkça ve objektif olarak paylaşan
çiftler bu sorunları çok rahat aşarlar.Ancak evlilik içinde eğer demokratik bir
ortam ve kişisel haklara saygı yoksa zaten bu paylaşımın oranı oldukça
düşmektedir.Buda çözümlenemeyen sorunlar anlamına gelmektedir.
Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen
basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer
bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir
profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz.