İstanbul Tıp Fakültesi Plastik ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi
Prof. Dr. Murat Topalan: “Kadından erkeğe dönüş ameliyatları için de erkekten
kadına ameliyatlarındaki gibi hastane, komisyon raporları, mahkeme kararı
gerekiyor. Penis yapmak için iki yöntem kullanılabilir. Ben ön kol derisiyle
protezi tercih ediyorum. 10 ameliyat yaptım böyle. Bazı cerrahlar bacaktaki ince
kemikle üzerindeki deriyi kullanıyor.
10 saati bulan ve en zor ameliyatlarımızdan biri bu. Damar, sinir sistemini
dikmek, duyunun kazandırılması gerekiyor. Penis yaparken dört foknsiyon
kazandırmaya çalışıyoruz: Penise benzemesi, idrar yolu sisteminin ucundan
işeyebilmesini sağlaması, duyu gelmesi ve ereksiyon fonksiyonu bulunması.
Ameliyatlarımda ilk üç aşamayı geçen hastaya protez takıyorum. İyileşmeden sonra
ereksiyonu protezle sağlıyor. Diğer yöntemde kemik zaten sert. Hastanın bu
ereksiyonu günlük yaşamında saklaması gerekiyor. Duyu geldikten sonra
kullanılabiliyor.”
Transseksüelliği bir hastalık, beni de acıların çocuğu gibi göstereceksen, bu
röportajı hiç yapmayalım” dedi Derya telefonda. 31 yaşında, Ankara’da yaşıyor.
Bir erkek transseksüel. Dişiden erkeğe dönüşmeden iki çocuk sahibi olmuş.
Eşcinsel, lezbiyen, transseksüellerin haklarını korumayı amaçlayan Pembe
Hayatlar Derneği’nin kurucularından. Aynı zamanda sosyolog Selin Berghan’ın yeni
yayımlanan “Lubunya: Transseksüel Kimlik ve Beden” adlı kitabının 11
kahramanından biri. Derya’yla önce çekinceleri konusunda anlaştık. Sonra geçen
mayısta kurdukları dernekte buluştuk. Karşımda bütün önyargılara ilaç gibi
gelecek neşeli, sağlam ve zehir gibi akıllı bir insan duruyordu. Bazen
esprilerle, bazen bir sosyolog gibi saptamalar yaparak nasıl bir hayat
yaşadığını anlattı.
İlk ne zaman “Ben bir erkeğim” dediniz?
- Çocukluğumdan beri kendimi hep erkek olarak adlandırdım. Annemin kızım demesi
bile beni çileden çıkartırdı, kavga ederdim. “Kızın mıyım. Bak sokaklarda gece
yarılarına kadar misket oynuyorum, kir pas içindeyim” derdim. Etek alırlardı,
giymezdim. Bir bayram günü abimden şeker karşılığı pantolon ve gömleğini
almıştım. Sabah annemin karşısına ben pantolon, abim etekle çıkmıştı. Oğlum ne
diye pantolonu kaptırıyorsun diye abimi dövmüştü. Buradan abisi de garipmiş gibi
bir sonuç çıkmasın. O zaman çok küçüktük, ilkokula bile gitmiyorduk.
Model olarak kimi almıştınız, babanızı mı, abinizi mi?
- Babam pek model alabileceğim biri değildi. Elektrik idaresinde çalışıyordu,
akşamı sabahı belli olmazdı. Çok az görürdüm. Sanıyorum dayımı örnek aldım.
Ameliyat olmaya ne zaman karar verdiniz?
- Böyle bir ameliyatın yapılabileceğini bilmiyordum ilk başlarda. Mesela kadın
transseksüellerin önünde Bülent Ersoy örneği var, böyle bir ameliyatın
varlığından haberdarlar. Bir penisim olmasını hep çok istedim ama bunun mümkün
olduğunu öğrendiğimde 18 yaşlarındaydım. Ve hemen olmak istedim bu ameliyatı.
Peki oldunuz mu?
- Hayır çünkü 40 bin YTL gerekiyor. Benim bu kadar param yok. Üniversite
hastanesinde yaptırmak isterseniz yasal formalitelerle uğraşmak zorunda
kalıyorsunuz. Bu nedenle özellikle kadın transseksüeller özel doktorlara
başvuruyor. Bir meme ameliyatını 2 bin YTL’ye de, 4 bin YTL’ye de
yaptırabilirsiniz. Cinsiyet değiştirmenin piyasası da böyle belirsiz.
Memelerinizi aldırdınız mı?
- Evet, geçen yıl. O nispeten daha ucuz bir ameliyattı. Benimle aynı anda kadın
transseksüel bir arkadaşım da göğüs yaptırdı. İki ameliyat birden olunca grup
indirimi aldık galiba!
Hormon ilacı alıyor musunuz?
- Evet, düzenli hormon iğnesi yaptırmaya çalışıyorum. Ama o iğneler de bulunması
kolay olmayan pahalı ilaçlar. O yüzden bir süredir yaptıramıyordum. En son 10
gün önce yaptırabildim.
Artık bedeninizle barıştınız mı?
- Ameliyatın, son dönemde edindiğim arkadaşlarımın etkisi oldu. Artık bedenimden
utanmıyorum, barıştım. Eskiden göğüslerimi kesmeyi bile ciddi ciddi
düşünüyordum. Çok nefret ediyordum çünkü.
Cinselliği nasıl yaşıyorsunuz?
- Bir şekilde. Buna cevap vermesem…
SEVDİĞİM KADIN BANA İYİ VE ŞEKER ADAM DESİN
Sevgiliniz var mı?
- Şu anda yok ama aşk acısı çekiyorum uzun zamandır. Aşık olduğum kadın bana
karşılık vermedi. Arkadaş kalsak daha iyi dedi. Ama ben çok beter aşık olmuştum
yani, anlatamam.
Kitapta çok maço bir erkek portresi çiziyorsunuz. İlişkilerinizde hálá öyle
misiniz?
- Kitaptaki Derya son derece maço ve baskıcı. İtaatkar kadın severim, gece tek
başına dışarı çıkamaz, demişim. Şimdi hiç öyle düşünmüyorum, çok değiştim.
Kadınlarla yakın ilişkiye girince onların da kendini koruyabileceğini, yalnız
başına sokağa çıkabileceğini, aslında akıllı yaratıklar olduğunu anladım.
İtaatkar değil akıllı kadın seviyormuşum.
En çok hoşunuza gidecek iltifat nedir: Yakışıklı, akıllı, iyi kalpli?
- Yakışıklı olmadığımı biliyorum. Sevdiğim kadının, iyi ve şeker adam demesi
beni mutlu eder.
Hayattan üç şey isteseniz, bunlar ne olurdu?
- Penisimin olması. Transseksüeller için daha yaşanılır bir Türkiye. Üçüncü
dileğim yok. Zaten bu ikisi gerçekleşirse mutlu bir insan olurum. Benim mutlu
olmam, Türkiye’nin daha hoşgörülü olması sonuçta çocuklarıma da yarayacaktır.
Çocuklarınızla ne sıklıkta görüşüyorsunuz?
- Kızım ve oğlum annemin yanında yaşıyordu. Üvey babamın hiç çocuğu olmayan
varlıklı bir akrabası kızımı okutmak istedi. Onu Hollanda’ya bu akrabaların
yanına gönderdim. Oğlum ilkokul 4’üncü sınıfa gidiyor ve hálá annemle yaşıyor.
Bir süre öncesine kadar iki transseksüel arkadaşımla yaşıyordum ama şimdi ayrı
ev tuttum ve oğlumu yanıma alacağım. Ben işten eve gelene kadar yine
anneannesiyle kalacak, akşam birlikte olacağız.
ÇOCUKLARIM SORARSA UZMANA GİDECEĞİM
Transseksüel arkadaşlarınızla aranızda tatsızlık mı çıktı?
- Hayır ama transseksüellerin komün yaşamından çıkıp çocuğumla yaşamak istedim.
Yoksa kimseyle tatsızlık yaşamadım. Ankara’daki neredeyse bütün transseksüelleri
tanırım, hepsi de arkadaşımdır. Herkesin kapısı bana açıktır. Ben kadın
transseksüellerin içinde yetiştim. Dolayısıyla beni bir anlamda çocukları gibi
görüyorlar. Hayatımda her şey tepe taklak gitse, her şey tükense onlar beni asla
yüzüstü bırakmaz.
Erkekliğinizi babanıza, abinize, kardeşinize kabul ettirdiniz ama bir tek
annenizi ikna edemediniz. Nedeni neydi sizce?
- Annemle hayatım boyunca bağlarımı koparmayı düşünmüyorum ama onu hiçbir zaman
tam anlayamayacağım da. Beni en çok o zorladı. Geçenlerde onunla konuştum. Bir
anne olarak bu ülkede bir transseksüel kimliğiyle hayatımın çok zorlaşacağını
düşünüyor. Endişesini anlıyorum ama yapacak bir şey yok. Bu bir hastalık değil
ki antibiyotik alıp da kurtulayım. Doğdum ve böyleydim. Anneme, bu durumu
psikiyatristler de anlatmaya çalıştı ama o bir türlü kabullenmedi. Yine de
benden vazgeçemez, en çok beni sever çocukları arasında. Bana hiç küsmedi
mesela. Uzun süre görüşmedik. Barıştığımızda beni ne kadar özlediğini gördüm.
Yıllarca süren baskılarının altında beni koruma içgüdüsü yatıyordu. Şimdi aramız
daha iyi.
Çocuklarınızdan biri eşcinsel, lezbiyen ya da transseksüel olursa anneniz gibi
davranma ihtimaliniz var mı?
- Yok tabii ki. Farklı olmayı benden iyi kimse anlayamaz. Elimden geldiğince
çocuğumun yanında olmak isterim. İnanın üzüntü de duymam. Hayatını
kolaylaştırmak için her şeyi yaparım. Zaten bu dernekte çalışarak bunun
mücadelesini veriyorum.
Çocuklarınız size hiç “Niye böylesin?” benzeri bir soru sordu mu?
- Henüz sormadılar. Sorduklarında profesyonel yardım alarak cevaplamaya
çalışacağım. Bir transseksüelin çocuğu eğer onunla yakın ilişkideyse hayatı
sorusuz kavramayı öğreniyor. Sanırım o yüzden “Niye kısa saçlısın”, “Niye hep
pantolon giyiyorsun” sorusuyla karşılaşmadım.
Size anne mi diyorlar?
- Bir dönem anneme anne, bana arkadaşım diyorlardı. Şimdi hem anneme hem bana
anne diyorlar. Fakat eşim sağken durum çok farklıydı. Eşime yani babasına anne,
bana baba diyorlardı. Aslında öyle gitse çok iyi olacaktı ama eşim vefat etti…
Bütün sorumluluğu ben alınca şimdi annesi olduğumu da düşünmeye başladı tabii
çocuklar. Ama çocuklarıma karşı asla müdahaleci bir tavır içinde olmadım, bana
şöyle de, böyle de diyemem. Kendileri karar veriyor.
PATRON DERYA HANIM DEDİ, İŞİMDEN AYRILDIM
Hayatınızı nasıl kazanıyorsunuz?
- Şu anda sadece dernekle uğraşıyorum. AB ve Dünya Bankası fonlarından çeşitli
projeler için destek alıyoruz. Sahada aktif biçimde çalışıyor ve maaş alıyorum.
Birçok farklı işte çalışmayı denedim, garsonluk yaptım, masörlük yaptım ama
olmadı. En son bir kuaföre girdim, sinirlerime çok dokundu ayrıldım.
Neden?
- İşe girerken hiçbir şey demedim, direkt başladım. Bir süre sonra kuaförün
patronu durumu anladı. Sonra da sürekli yanımda transseksüellerle ilgili çirkin
hikáyeler anlatmaya başladı. Herkese ismiyle hitap ederken, beni üstüne basa
basa Derya Hanım diye çağırıyordu. Dayanamadım ayrıldım. Son dönemde girdiğim
bütün işlerden kendim çıktım. Çünkü hiç kimseyi rahatsız edecek bir şey
yapmamana rağmen sana kendini çok kötü hissettiriyorlar. Bizlerin işsiz kalması
kadar doğal bir şey yok. Ki bence erkekten kadına dönüşen transseksüeller benim
kadar bile iş bulamıyor.
Bir kadının erkek olmak istemesi toplum tarafından daha mı kabul edilebilir bir
şey?
- Tabii ki… Erkek Fatma derler ya, sempatik bulunuyor çoğu kez erkek gibi
davranan kadın. Çünkü üstün bir varlığa, erkeğe dönüşmek istediği düşünülüyor.
Erkeğin kadına dönüşmek istemesi ise kabul edilir bir şey değil toplum
açısından. Ama aile açısından fark etmez. Her ikisinde de aynı tepkiyi
veriyorlar.
Mahallede sevilir misiniz?
- Hayatımı zorlaştıran olumsuz tepki görmüyorum. Bakkal, esnaf sever.
Alışverişimi kendim yaparım.
Hiç yanınızdaki birinin sizden utandığını hissettiniz mi?
- Evet, bir kız arkadaşım vardı. Onu bütün çevremle, hatta ailemle bile
tanıştırdım. Fakat o girdiğimiz ortamlarda bir garip davranıyordu. Beni kimseyle
tanıştırmadı kendi çevresinden. Çok kötü hissettirdi. Artık görüşmüyorum.
DAMSIZ GİRİLMEZ DİYE BENİ BARA ALMADILAR
Gitmek istediğiniz ama tepkilerden korktuğunuz için gitmekten vazgeçtiğiniz bir
yer var mı?
- Evet. İsmini vermeyeyim ama Ankara’da bir bar burası. Bir kere denedim ve
kapıdan geri çevirdiler. Tek sebebi benim ben olmamdı. Hayatımda kendimi en kötü
hissettiğim anlardan bir tanesidir. Artık istesem de gitmiyorum.
Bir keresinde bir bara da “Damsız girilmez” diye alınmadığınız doğru mu?
- Evet ama bu hoşuma gitmişti açıkçası. Bazen de “Hanımlar dans ediyor abi,
lütfen sen otur” diyorlar.
Kadınlar tuvaletine mi giriyorsunuz?
- Hayır, erkekler tuvaletine giriyorum. Eskiden tuvaletin kapısındakiler farklı
farklı tepkiler veriyordu. Erkekler tuvaletine girerken bazen “Pardon bayan siz
o tarafa” diyorlardı. Kadınlar tuvaletine girerken de “Beyefendi erkekler
tuvaleti yanda” diyorlardı. Artık kapıdaki kişilerin vizyonu mu değişti ne oldu
bilmiyorum, şimdi karışan yok.
Bir ara CHP’nin kadın koruma koluna katılmıştınız değil mi?
- Evet, ama o serüven çok kısa sürdü. Çünkü siyasetin kirli bir oyun olduğunu
düşünüyorum. Siyasete ancak STK’lar aracılığıyla dahil olabilirim.
Bütün transseksüellerin sol eğilimli olduğunu söylüyorsunuz. Neden?
- Çünkü en azından sol partilerin bizlerin yaşamını kolaylaştırma ihtimalini
daha fazla görüyoruz. Henüz somut bir şey olmasa da ihtimal var.
Dindar biri misiniz?
- İnançlıyım. Namaz kılmıyorum ama orucumu tutarım. Transseksüellerin Allah
tarafından özel olarak yaratıldığını düşünüyorum. Çünkü mesela bazı erkek
arkadaşlarımın tavırlarına bakıyorum; hayır ben asla böyle davranmam, bu hataya
düşmem diyorum. Biraz daha üstün olduğumu düşünüyorum, açıkçası. O yüzden de
yukarıyla özel bir ilişkim var.
Bu bedende bu ruhun ne işi var diye isyan etmediniz mi hiç?
- Evet, ben bu cümleyi hep kuruyorum ama Allah’a isyan gibi değil bu. Yukarıya
soru soruyorum elbette ama tartışmıyorum.
AMELİYAT OLMASA DA…
Transseksüel biri parasızlık nedeniyle hayatı boyunca cinsiyet değiştirme
ameliyatı olamayabilir. Bu onu daha az transseksüel ya da travesti yapmaz.
Travesti, psikiyatri literatüründe genellikle erkekler için kadın eşyalarına
fetişi olan, kadın kıyafetleri giymekten cinsel haz alan kişi olarak
tanımlanıyor. Aslında önemli olan, ne denirse densin, tartışmanın cinsiyet
değişimi ameliyatı değil, toplumsal cinsiyet kimliği üzerinden yapılması.
PEMBE HAYATLAR
Pembe Hayatlar Derneği’nin halen 47 üyesi var. Şu anda heteroseksüel seks işçisi
kadınlara AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarla ilgili eğitim
veriyorlar. Türkiye çapında LGBT iletişim ağı kurdular. İstanbul’da
Beyoğlu’ndaki Bayram Sokak’ta transseksüellerin evlerinin polis tarafından
kapatılmasıyla ilgili bir eylem hazırlığı içindeler.
ZORLA EVLENDİRİLDİ BİR KIZ İÇİN HAPİS YATTI
Ankara’da doğdu ve büyüdü. İlk birlikteliğini 14 yaşındayken babasının patronu,
38 yaşındaki bir kadınla yaşadı. Derya’nın erkek ruhunu abisi, kardeşi ve
babasının kabullenmesi zor olmadı. Hatta bu durum babasının hoşuna giderdi. İkna
edilemeyen tek kişi annesiydi. Derya, sekiz ay psikoterapi gördü. Asıl amacı
durumu ailesine nasıl kabul ettirebileceğini anlamaktı. 19 yaşına geldiğinde
annesi çocuk doğurursa belki düzelir diye düşünerek onu evlendirdi. Kocası,
Derya’dan yaşça büyük, iyi bir adamdı. Ondan cinsel bir beklentisi yoktu ama iki
ailenin de baskısı nedeniyle çocuk yapmak zorundaydılar. Çocukları olmadığı için
Derya iki yıl tedavi gördü. 1997’de oğlunu, 1999’da kızını doğurdu. Hamilelik
bir cehennemdi. “Kadınlaşıyor muyum? Bana ne oluyor? ” diye düşünüp, ölümüne
rahatsız oluyordu. Derya ikinci çocuğunu doğurmadan 15 gün önce, kocası 53
yaşında kalp krizinden öldü. Derya çocukları annesine emanet edip evden ayrıldı.
Önceleri transseksüel arkadaşlarından çocukları olduğunu sakladı. Nasıl bir
erkeksin ya da transseksüelsin, demelerinden korkuyordu. 1999’da bir gün
annesinin guatr ameliyatı için gittikleri hastanede genç bir kızla tanıştı. Bir
yıl mektuplaştılar. Zorla nişanlandırıldığını öğrendiğinde kızı kaçırdı.
Peşinden Ankara’ya gelen kızın abisini ise annesine küfür ettiği için bıçakladı.
Kızın ailesi şikayetçi olmadığı için cezaevinde kısa süre kaldı. Bir hafta sonra
sevdiği kızın tarım ilacı içerek intihar ettiğini öğrendi. Bunu hayatının en
mutsuz ve kötü anlarından biri olarak hatırlıyor. Babası öldü, annesi ikinci kez
evlendi. En sevdiği film İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın Annem Hakkında Her
Şey’i. Çünkü filmde ameliyat olmamış bir transseksüelle bir kadının aşkı
anlatılıyordu. Kendini o transseksüelin yerine koymuş, çok mutlu olmuştu.
FUHUŞ TRANSSEKSÜELLER İÇİN NEDEN DEĞİL SONUÇTUR
Bu kitabı, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ndeki yüksek lisans tezimden
yola çıkarak hazırladım. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yalnızca kadın sorunu
değil. Erkekleri, eşcinselleri ve transseksüelleri de kapsıyor. Çalışmaya
başladığımda, birçok kişinin transseksüellerin yaşamlarını merak ettiğini,
doğruyu bilenin çok az olduğunu fark ettim. Tez ayrıntılı bir günlük yaşam
betimlemesi içeriyor. Kaos GL’nin 2003’te düzenlediği bir sempozyumda Pembe
Hayat’ın şu anki başkanı Buse ile tanıştım. Yardım sözü verdi, kitapta adı Güneş
olarak geçen transseksüelle tanıştırdı. Derya’yı onun sayesinde tanıdım. Diğer
kişilere de Derya aracılığıyla ulaştım.
Görüşmeler sırasında zorlandığım oldu, çünkü dinlediklerim çok acı deneyimler
içeriyordu. Telefonla randevu aldığım kişinin o akşam intihar haberi geldi. Çoğu
transseksüelliği hastalık gibi görüyor ya da fuhuş için “kadın kılığına”
girdiklerine inanıyor. Fuhuş, transseksüeller için bir neden değil, sonuç. Aile,
arkadaş ve okul çevrelerinden dışlanıyorlar. İş bulamıyorlar. Bu kadar
“istenmeyen” kişiler olmalarına karşın her sosyo-ekonomik seviyeden, her
meslekten müşterileri var. Müşterilerin çeşitliliği, sayıca fazlalığı,
beklentileri bu toplumun cinsellik ve toplumsal cinsiyet anlayışı konusunda
önemli ipuçları veriyor.